Kozmetik sanayii, Amerika’da yılda 35 milyar dolar gelir getiriyor.
Sadece makyaj malzemeleri ve cilt bakım ürünlerini değil, sabundan şampuana, parfümden deodorana kadar birçok ürünü kapsayan kozmetik sanayii, Amerika’da son zamanlarda ürün güvenliği konusunda büyük tartışmalara neden oluyor.
Kozmetik sanayinin Amerika’da yarattığı tartışmalar ile ilgili programi aşağıdaki linke girerek, VOA.com sitesinden dinleyebilirsiniz.
http://www.voanews.com/turkish/archive/2005-12/2005-12-06-voa15.cfm
TÜRKİYE’DE KOZMETİK SANAYİİ…
Kozmetik sanayinin Türkiye’de de hatırı sayılır bir piyasası var. Fakat konuyla ilgili denetimin eksiksiz yapıldığını söyleyemeyiz…
Örneğin, önüne gelen bir şeyler yaptım diyerek harcı alem formülleri piyasaya sürebiliyor veya yurt dışından getirdikleri kozmetik ürünleri etkili diye reklamlar yaparak piyasaya sürebiliyorlar…
Çoğu ürünlerin etiketlerine baktığımız zaman, yeterli bilginin olmadığını görüyoruz.
Örneğin bitkisel diye pazarlanan bazı ürünlerin, hangi bitki özlerinden yapıldığının bilgisini ne etiketinde nede kullanma kılavuzunda bulamıyoruz. Böyle olunca da, ürünü kullanan insanlar, vücutlarına neleri uyguladıklarından habersiz, düş dünyasına umutla kürek çekmeye devam ediyorlar…
Peki bu tür ürünleri piyasaya sürenler nasıl denetleniyor diye araştırdığımızda, örneğiğn saç dökülmesinde etkili olduğu belirtilen ve Türkiye piyasasında her üründen daha fazla reklamı yapılan saç ürününün içeriğinde hangi bitkisel maddelerin veya özlerin kullanıldığı bilgisini bulamıyorsunuz. Konunun üzerine gittiğinizde ise firma size sadece bilmem ne formülü diye açıklama yapıyor. Peki ürünün içeriğindeki bitkisel özün sizin üzerinizde alerjik bir durum yaratıp yaratmayacağını nasıl bileceksiniz?
Öyle ya her insanın metabolizması farklıdır ve bazı bitkisel özler genel olarak insanlarda herhangi bir soruna yol açmadığı halde, az sayıda da olsa bazı insanlarda çeşitli sorunlara yol açabiliyor…
Meseala, fıstık alerjisi diye bir rahatsızlık var. Fıstık bazı insanlarda rahatsızlığa yol açarken, genel olarak insanlar fıstık yemişini severek yiyebiliyorlar. Bu yemişe karşı alerjisi olanların ise, tüketecekleri yiyeceklerde fıstık veya fıstık yağı olup olmadığını bilmeleri gerekmiyor mu?
Amerikan FDA kurallarına göre, kozmetik ürünlerin etiketlerinde aktif ve aktif olmayan maddelerin açıkça belirtilmesi gerekiyor. Eğer ürün içeriğinde bilmem ne formülü diye bir ibare yer alıyorsa, o formülün içindeki maddelerin de tek tek belirtilmesi lazım. Bu Amerika’da da böyle, Avrupa’da da. Oysa AB kriterlerinin uygulanmaya çalışıldığı ülkemizde, bu konuda sağlık bakanlığının pek fazla dikkatli davranmadığını görüyoruz…
RTÜK televizyonlarda yapılan reklamlarda tüketiciyi yanıltıcı spotların kullanılmaması konusunda hassas davranıyor fakat, RTÜK bu konudaki şikayetlerin, tüketici veya uzmanlar tarafından bildirilmesi taraftarı. Bir şikayet gelmedikçe pek konunun üzerine gidilmiyor.
Şimdi buradan RTÜK yetkililerine sesleniyoruz: kozmetik ürünler ile ilgili reklam yapan firmaların, mutlaka ürünlerinin içeriğini de ürün etiketlerinde belirtmiş olmasına hassasiyet gösterilsin ki, tüketiciler uyutulmuş olmasın…
Televizyon reklamlarından izlediğimiz bir ürün şöyle tanıtılıyor: “istenmeyen tüyler inceliyor ve belli süre içerisinde belli oranda da yok oluyor”… Sözde bir üniversite tarafından da araştırma yapılmış…
Peki, yapılan araştırma acaba kaç denek üzerinde yapılmış ve placebo etkisi de saptanmış mı? Ayrıca yapılan araştırma hangi bilimsel dergide veya yayında yer almış? İnsan sağlığı ile ilgili ilaç veya kozmetik araştırmaları mutlaka prestij bir yayında yer almalı ki, doğruluğu tesbit edilmiş olsun. Yoksa parayı bastıran kendince bir araştırma yaptırarak tüketiciyi aldatamaz mı?
Saç çıkardığı iddia edlilen bazı ürünlerin, önceki ve sonraki fotoğraflarını inceliyoruz ve görüyoruz ki Photoshop ile fotoğraflar üzerinde yanıltıcı sekilde oynanmış…
Türkiye’deki tüketcilerin yanıldığı bir nokta ise, sanki reklamı fazlaca yapılan ürünlerin daha etkili olduğu konusunda…
Oysa parayı bastıran fazlaca reklam yaptırabilir bu demek değil ki, reklamı yapılan ürün daha etkilidir…
Piyasayı inceliyoruz: maliyeti 5-6 YTL’yi geçmeyen ürünler eczanelerde veya kozmetiklerde 80 YTL’nin üzerinde satılıyor…
Belki ithal edilen ürünler piyasaya pahalı yansıyabilir fakat yerli ürünlerin fahiş fiyatlarla satılmasını nasıl açıklayacağız…
“Ürünümüz yerli, paranız ülkede kalsın” diye reklam edilen ürünü inceliyorsunuz, Internette yüzlerce negatif eleştiri var. hatta mahkemeye verelim diyenlerin sayısı oldukça fazla…
Araştırıyorsunuz, bu tür ürünlerden ceza almış olanlar da var fakat nedense, cezayı ödeyerek yine yanıltıcı reklamlarını sürdürebiliyorlar…
Kişi sivilceleri için çare ararken bitkilerin etkisini çözüyor ve kozmetik piyasasına yeni ürünler kazandırıyor(!) bu durumu da medyamız manşetlerine taşıyarak, bilerek veya bilmeyerek, tüketicinin yanıltılması konusuna yardımcı oluyorlar…
KOZMETİK PİYASASINDA ÇİRKİN REKABET…
Nedense son bir kaç yıldır kozmetik piyasamızda, “benim ürünümden başkası olmasın” mantığıyla hareket eden ve diğer ürünlerin önünü kesebilmek açısından çabalar harcayanlar var…
Dağıtım firmalarına, kendi ürünlerinden daha etkili olan başka bir ürünü dağıtmaması baskısını yapan mı sorarsınız, yoksa, 3 kuruşa mal ettikleri üründen dağıtım firmalarına ve perakendecilere büyük paylar vererek daha etkili ürünlerin piyasaya yayılmasını önlemeye çalışanlar mı… Bu tür etik olmayan ticari davranışların faturası sonuçta tüketiciye çıkmakta ve tüketici büyük paralar ödeyerek aldığı etkisiz ürünlerden kazık yemektedir…
Son zamanlarda, saç dökülmesi ve tüy azaltıcı ürünler konusunda ülkemizde bir hareketlilik görülmektedir. Bunun nedenini ise bu alandaki pastanın büyüklüğüne bağlayabiliriz…
Bir yılda yaklaşık 11 trilyon reklam verdiği iddia edilen bir saç ürününün bugüne kadar bu konudaki sorunu ne kadar çözebildiğine baktığımızda, sorunun hala aynı şekilde sürdüğü gerçeği ile karşılaşıyoruz…
Saç çıkardığı iddia edilen ürünü piyasaya süren kişiye bakıyorsunuz, kendisinin bile saç sorununu halledememiş…
Hani bir laf vardır, “kelin dermanı olsa kendi başına sürer” diye…